Kabak çiçeği

Kabak  çiçeği

07 Temmuz 2011

İlk Mahsülümüz ‘’ Kabak ‘’

Birgün ,bana,Kabak üzerine  bir yazı yazacaksın deselerdi, harbiden   ‘hadi  oradan ‘ derdim.İyike zamanında böyle bir dialog hiç yaşanmamış.Esaslı bir dalga sebebi olabilirdim.Hoş ,bugün de yarına dair malzeme  vermediğimi  söylemek hayli zor.En güzeli  herşeyi göze alarak; bakak,görek  J

Mücveri  dışında çok da sevdalısı olmadığım sebzemiz kabağı ,sevgili eşim ve kayınvalidem  7 kök  kadar ekince bir anda dev yapraklı bir bitki sarıverdi etrafı.Gece bakıyorsunuz küçücük bir kabak ,sabah bakıyorsunuz  pişirilmeye hazır bir hale gelmiş.
                                               Toplanan ilk 3 kabak  

Suyu bol bulunca bizim kabakcıklar ne olduklarını şaşırıverdiler gibi bir yorum geldi benden.(Tarım  Camiası  umarım bu bilginin ne kadar  kıymetli olduğunun farkındadır ;ziyan olursa gerçekten  yazık olacak J)
Daha kötüsü de varmış ; bal kabağı yetiştirmek .Bir gün evden ayrılan komşumuz, eve gelince bal kabaklarının dallarını resmen bahçe kapısının merdivenlerinden indiğini görmüş.Bugün  gördüm ve bu gidiş nereye dedim : İyi yere değil ,dedi J

Üstünde bir sürü de çiçek vardı ve tabii ki  kabak çiçeği hastası olan ben malum soruyu sordum : Bunun da çiçeğinden dolma yapılabiliyor mu ?
Cevap : Acı oluyor,güzel olmuyor.

Dalları ,budakları   kocaman bahçeyi sarmış Bal kabağının  üstündeki onlarca çiçeğe elveda demek çok zor oldu benim için .Şimdi  ,Komşuda olup biz de olmayan Bal kabaklarının büyümesini bekliyorum.Söz verdi birini bana verecek İnşaallah.
 Dönelim bizim kabaklara :


7 kök ekilen kabağın her kökünden 1o-15 kabak çıkmaya başlayınca  kabağın envaye çeşidini yaptık tabii.Hayır ,kabağı çok sevmeyen ben ,kendim yetiştirdim diye her halini birdenbire sever oldum.Bilhassa Bahçemizin nane,dereotu ve fesleğeni de içine girince abartı şekilde yediğimiz mücver yapılma oranı hayli arttı.


                                 Dereotu,Roka,Maydonoz  ve Fesleğen




                                                  Mücverlerden bir Mücver

Baktık gidişat iyi değil ,organik beslenme ve ekolojik yaşam bizi bozmaya başladı ,kabakları konu komşuya dağıtmaya  başladık.Köklerin  günden güne büyümesi  hemen yanı başında ki  Vişne ağacımıza zarar vermeye başlayınca da ,kök sayısını 2'ye düşürdük .Ki  gayet yeterli  geliyormuş.Her zaman herşey  ‘’ fazla fazla olsun ‘’ cömertliğine sahip  Kayınvalidem  bu acı haberi duyunca  ‘’ Keşke yapmasaydınız ‘’ dediğinde ise herşey için çok geçti.Köklenen kabaklar ziyan olur mu hiç ? Küçük kabaklar ve kapanmış çiçekleri un,yumurta bulamacından geçirilerek kızartıldı ,üstüne sarımsaklı yoğurt  ve  sos yapılarak eve gelen misafirlere sunuldu.
                                               Köklenen Kabakların mahsülleri
Büyük Kabakları ise daha farklı bir akıbet bekliyordu ; görümcem’den öğrendiğim Kabak turşusu.

Aslında , İzmir’in  Tire,Ödemiş,Bayındır gibi ilçelerinde  gittiğimiz düğünlerde Düğün yemeğinin yanında ikram edilen taze fasülye turşuları vardır.İlk defa  bahsini ettiğim yerlerde yemiştim. Bu da aynen onun gibi pişirilir.İtiraf ediyorum o zamanlar fasülye turşusunu  hiç de sevmemiştim.Fakat bu kabak turşusunu çok sevdim.Taze iç börülceyi de aynı şekilde hazırlayabiliyormuşsunuz.Olay şu : Kabakları n kabuğunu soymadan  kalın jülyen şeklinde kesip (o kadar Masterchef seyrettik olacak artık) J ,önceden ısıtılmış su da haşlıyorsunuz.Sonra bir miktar  sirke,sarımsak,tuz ve limonla karıştırıp haşladığınız kabağın suyundan da koyup  bir güzel afiyetle yiyorsunuz.Tavsiye ederim,değişik bir lezzet.Yediğinizin kabak olduğunu anlamıyorsunuz bile.
Turşu olmaktan kurtulan Kabakların diğer kısmı hafta sonu bizi ziyarete gelen Annem ve kız kardeşimle gurbet illere yollanırken,elimizde hala kalmayı başaranlarda ,yaz mevsiminin vazgeçilmez yemeği kızartma olarak ( Patlıcan ve biber eşliğinde ) soframızda yerini aldı.


2 kök olan kabaktan artık deli gibi kabak almıyoruz çok şükür.İhtiyacımız kadarını veriyor .Seneye İnşaallah çok daha planlı bir dikim işlemi yapmamız gerektiğini gösteren sebzelerden biri oldu sevgili Kabak.

Vesselam...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder