Kabak çiçeği

Kabak  çiçeği

05 Mayıs 2012

Okunası Kitaplar

Yazamadığım zamanlarda okuduklarım  ....




Şov ve Mahrem -Fatma Barbarosoğlu
Yeni Şafak'da ki yazılarını okuyanlar bilir.Yazarımızın mesleği itibarıyle ciddi ve önemli okumaları vardır insanlar üzerine.Bu kitap, bireylerden çok genelin yaşadığı çözülmelerin,nereden nereye nasıl gelindiğinin bir özetidir.Anlatımı yalın  ve kanıtlarının gözlemler kadar ciddi verilere de dayandırıldığı bir çalışma.Mahremin her nasıl  şova dönüştürüldüğünü sosyolojik bir çözümleme üzerinden görmek istiyorsanız,tavsiye edilir.
Kitaptan birkaç satır:
Kamusal alanın seküler dili,kadınlar söz konusu olduğunda ‘’feminist jargon’’ dışında kalan kavramları ve söylemleri reddetmektedir.1970 ve 80’li yıllarda,ayet ve hadislerle savunulmaya çalışan tesettür,90’lı yılların ortalarından itibaren ‘’kadın hakları ‘’ söylemi üzerinden,’’kadın ayrımcılığı ‘’üzerinden ifade edilmeye başlanmıştır.

80’li yıllarda ki ‘’Dinimi daha iyi öğrenmek ,yaşamak ve öğretmek için yüksek tahsili tercih ediyorum ‘’ diyen tesettürlü kızların söylemlerinin,90’lı yıllardan itibaren ciddi bir dönüşüm geçirdiğini söylemek mümkündür.2000’li yıllarda tesettürlü genç kızlar,rejim karşıtı olarak ‘sınırlanmayı hak eden’ bir ‘’kesim’’ şeklinde tanımlanmalarına karşı bireysel tepki olarak ‘’ kendini gerçekleştirme ‘’idealini içselleştirmeye başlamışlardır.

Laikçilerin Cumhuriyet’in ilk yıllarında atfettikleri kutsallık kalıplarını analiz etmeden,’’çağdaş’’ kategorisini temellendirmek mümkün gözükmemektedir.Laikçi-dinci kutuplaşmasının içine yerleştirilmeye çalışılan,’’kurgulanmış çatışma ‘’,laikçilerin Seküler alanlara ‘’kutsallık atfedip’’,dindarların ‘’kutsal’’ larını  tartışılabilir/değiştirilebilir olarak  görmelerinden kaynaklanmaktadır.

Şık’lık üzerinden kimlik edinmeye çalışan tesettürlü kadınlar,büyük bir resmin sadece bir parçasını teşkil etmektedir.Bütün resmin onlardann ibaretmiş gibi görünmesi,üzerlerine yöneltilen projektörle ilgilidir.Resmin görülmeyen kısmında ise ,projektör ışığına maruz kalmadıkları için kimliklerini ‘’şık’lık’’ onayı üzerine bina etmeyen;varlıklarını ürettikleriyle,değerleriyle anlamlandıran tesettürlü kadınlar,’’kendi ölçüleri’’ yle barışık tarzlarını muhafaza etmeye devam etmektedirler.




Sevil Atasoy-Her çikolata yenmez ve başka tatsız hikayeler

İlk defa okuduğum bir tür.Yaşanan olaylardan yola çıkılarak yazılmış bir polisiye kitap.TV'de ''Kanıt ''dizisini seyrediyorsanız şaşırmayacağınız olaylarla karşılaşmanız mümkün.Fakat hayretler içinde okuyacağınız bölümlerin olduğu da kesin.Konuşması kadar yazısının da seri olduğunu düşündüğüm Sevil Atasoy mutlaka bir polisiye roman yazmalı diyor ve diğer kitaplarını da okumayı düşündüğümü söylemek istiyorum.İlgilisi kaçırmasın derim.




Başörtüsüne özgürlük yolunda görülmüştür-Hüda Kaya

28 Şubat sürecinde bir anne ve 3 kızının başörtüne özgürlük isteklerini sesli dile getirdikleri için mahkemelerde,karakollar da ,cezaevlerinde yaşadıklarının anlatıldığı ayrıca kendilerine destek olanların yazdıkları mektuplar , şiirler ,o dönem basında çıkan haberlerden oluşan tarihe not düşülmesi gereken 2 ciltlik bir kitap.Kitaptan İbretlik bir anlatı:

"Adliye koridorunda bir banka oturmuş, hakim karşısına çıkarılmayı bekliyorum. Bir teröristi bekliyor gibi, etrafımda bir dolu polis.

Önceki seferler gibi sakin bir teslimiyet değil, derin bir kızgınlık ve öfke doluyum sisteme ve seyircilere.
Ama yine yalnızların sahibi Rabbim’le yüreğim ve dilim ile münacat halindeyim.
Gümüş yüzüklü sivillerden biri geliyor yanıma ‘Hüda sen Allah’ı seviyorsun değil mi?’ Konuşmaya mecalim yok. Bu sözünün altından ne çıkacak diye bakıyorum. ‘Eee, sen nasıl bir Müslümansın? Madem Allah’ı seviyorsun, Kuran’ı seviyorsun, Kuran’ın belden aşağı tutulmayacağını bilmiyor musun?’ Hey Allahım, diyorum kendi kendime. Şimdi ne demeli. Ne demek istediğini eliyle işaretinden anlıyorum. Savcılığa girerken, elimdeki hücre yaranlarım tespihim ve yeşil Kuranım’ı cebime koymuştum, otururken Kur’anın bir ucu cebimden görünüyordu. Ellerim iki yanıma dayalı oturuyordum, her yanımı ateş sarmış gibiydi ve karşımda bana Kuran’ın hesabını soran bir polis vardı. ‘Siz ne diyorsunuz ya? Biz o Kuran’ın içindekileri yaşamaya çalışıyoruz diye bizi buralarda süründürüyorsunuz, bir de gelmiş bana Kuran’ın kabının hesabını mı soruyorsunuz? Kuran’a saygı içindekilere sahip çıkmakla gösterilir!’ diyorum..."
"Başörtüsüne Özgürlük Yolunda Görülmüştür" kitabımdan. Sh 104 2000- Mayıs


Ve ortaya karışık kitap tavsiyelerinde son olarak,



 Kürk mantolu Madonna-Sabahattin Ali

Utanarak söylüyorum ki , böylesine güzel bir klasiği yeni okuyabildiğim için kendimi çok şey kaybetmiş gibi hissedip üzülüyorum zaman zaman.Aslında belki de şanslıyım orta yaşlar da okuduğum için.Akıl beş karış havadayken pek gitmezdi ,bu kadar sızlatmazdı kalbi.İtirat etmeliyim ki kitabı bitirdikten sonra bir süre kendime gelemedim.Birebir hikayenin özüne bağlı kalınarak filmi kesinlikle çekilmeli.Bu zamana kadar yapılmamış olması da ilginç.Kitabın ilk basım yılı 30'lu yıllar ,düşünün artık.


Aldırma gönül,Leylim ley,melenkoli gibi pek çok bestelenmiş güftenin sahibi Sabahattin Ali ,bunu bilmeyen yoktur herhalde.Hikaye ve romanları çok az sayıda olmasına rağmen her seferinde yürekleri dağlamış kendileri. 

Raif efendi ve O'nun Kürk mantolu madonna resmiyle başlayan ve gerçeğe dönüşen aşk hikayesinin naif anlatımı.Raif efendinin küçücük dünyasında yaşadıklarını ve  iç sesiyle düşündüklerini bu güzel aşk eşliğinde henüz okumadım yaş da geçiyor diyorsanız hemen gidin alın ve okuyun.Hoş ,bu kitap belirli bir yaştan sonra her yaşa gider ama yine de geç kalmayın.

Küçük tiradlar:

Dünyanın en basit,en zavallı,hatta en ahmak adamı bile,insanı hayretten hayrete düsürecek ne muthis ve karışık bir ruha maliktir.Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hukum verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz?
"...Kimi tutkular rehberimiz olur yasam boyunca. kollariyla bizi sarar. sorgulamadan peslerinden gideriz ve hiç pisman olmayacagimizi biliriz....ruhlarımız için en lüzumlu, en kıymetli olan şeyleri birbirimizde bulduktan sonra diğer teferruatı görmemezlikten gelmek, daha doğrusu büyük bir hakikat için küçük hakikatları feda etmek, daha insanca ve daha insaflı olmaz mıydı?"

Tarihin Gölgesinde
Tarihin Gölgesinde, Taha Akyol,Prof. Dr. İlber Ortaylı








Taha akyol soruyor ,İlber ortaylı başta olmak üzere bahsi geçen tarihi konular üzerine uzmanlar cevaplıyor.Hürrem'den Kanuni Sultan Süleyman'a,İsrailoğullarından 1.Dünya savaşına ve çok daha fazlasıyla doğru bilinen pek çok yalnış üzerine hazırlanmış faydalı bir kitap.



Kitapla kalın ...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder